14 Kasım 2014 Cuma

Sabahın İlk Aktivitesi

Tuna dün gece hiç uyumadı. Yorgun, bitkin bir haldeyim. Tuna kendi kendine oyalansın diye birşeyler çıkarayım önüne, oynasın dedim ama yine dayanamadım eşlik ettim. Günün ilk aktivitesi hayvanlarla oynamak oldu. Hepsini dizdik, isimlerini söyledik, çıkardıkları sesleri taklit ettik.
Begüm de bu sırada içeride telefondan çizgi film izledi. Bu aralar biraz abarttı çizgi film izleme işini ama sanki ben engellemeye çalıştıkça daha çok ilgisini çekiyor. Benim izin vermediğimi bildiği için bana çok ısrar etmiyor ama baba evdeyse telefonu kapıyor hemen. Neyi nasıl kullanacaklarını iyi biliyor bu çocuklar.

15 Eylül 2013 Pazar

Şu günler...

Dün Tuna sünnet oldu. 5 aylik su anda. Yapılırken bir şey hissetmedi ama bugun huysuzlugu oldu. Ağlamaya başladığı zaman susturmadık iki kez. Umarım bir kez daha olmaz. Yaptıranlar sonrasında da birşeyi hissetmedigini söylüyorlar ama bizde oyle olmadı. Keske daha küçükken yaptirsaydik dedim kendi kendime. İyileşme daha hızlı olduğu icin böyle olmazdı belki. 
Begum de 3,5 yasinda artık. Anasinifina başlayacak yarın. Anasinifi konusunda şüphelerim var ama bir deneyelim bakalım. 
Günler çok stresli geçiyor benim icin. Annem yanımda uzun zamandır, ama birkaç gün sonra donecek. Ne halde olucaz bilemiyorum :)

31 Mayıs 2013 Cuma

İki Çocuklu Hayat


İki çocuklu hayat gercekten zor. Ev islerini falan geçtim (yardımcı birisini bulduk) cocukları zaptetmek zor. Tuna kucuk ilgiye muhtaç, Begum hem yastan hem kardesten dolayı krizlerde, o krizde olunca ben de krizde. Sonra evde bağırmış cigiris. Baba da evdeyse desibel seviyesi biraz daha artıyor. Evde herkesin koc burcu olması fikri pek iyi bir fikir değilmiş sanırım. 



Tuna'nin verdigi tepkiler hergün artıyor. Bu aralar sık sık gülüyor, mirildaniyor. Bugun yanağından öptüm, güldü. Çok hoşuma gitti, durup durup öpüyorum. :) 



18 Nisan 2013 Perşembe

Yuvar yuvar

Oyun hamuru oynarken Begum'den bir istek gelir anneye:
Begum: Yuvarla hadi! Booyle yuvar yuvar yap!

11 Nisan 2013 Perşembe

Televizyonun Etkileri

Başlığa bakarak televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsedeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Televizyonun Begüm'e etkisini gösteren iki anımızı anlatacağım. 










25 Mart'ta Begüm'ün doğum gününü kutladık. Aile arasında küçük bir kutlama. Ablaları Begüm'e doğum günü hediyesi olarak kelebek kanatları almışlar. Begüm kanatları görünce önce heyecanlandı, hemen taktırdı kanatları. Ama sonra yüzü düştü. Hayal kırıklığı eşliğinde ağzından şu cümle döküldü: 
 










                                                       'Ama bu uçmuyooo!'


Kuzucum Tinkerbell'in veya Keloğlan'daki perilerin etkisinde kalmış sanırım. O kanatları takınca uçacağını düşünüyormuş :)

İşte bu da hayalkırıklığının resmidir.

Bir de Laura'nın Yıldızı etkisi var. Ona da Ankara'da hayvanat bahçesine gittiğimizde şahit olduk. Hayvanat bahçesindeki hayvanlardan bahsederken, Begüm 'Ben fil görcem. Fil beni hortumuyla tutup, bööyle havaya kaldırcak.' dedi. Hatta bunu defalarca söyledi. Biz de fellik fellik fil aradık. Sonra görevliye sorduk ve acı gerçeği öğrendik: Fil yokmuş! 
Begüm ortalığı yıkar dedik ama dikkatini dağıtmayı başardık, ağzını devamlı açıp kapatan devekuşu sayesinde. Onu görünce Begüm kollarını kanat gibi açarak ve ağzını gördüğümüz devekuşu gibi açıp kapatarak devekuşu taklidi yapmaya başladı. Hatta bu taklidi baya uzun süre devam ettirdi. Biz de bir başka 'Begüm Hayalkırıklığı' yaşamaktan kurtulduk. :)



29 Mart 2013 Cuma

Göbek Bağı

29.03.2013
Bugun Tuna'nın göbeği düştü.
Sabah göbeğini temizleyim diye bodysini bir actım, göbek bağı yan tarafta bir yerde.
Ablasininkiyle yan yana duruyorlar şimdi.